kabzımal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kabzımal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mart 2010 Salı

Yok Artık Daha Neler!



''Özhan Canaydın'ın en büyük hayali; Ali Sami Yen'de oynanan fb maçında fbli futbolcuları sahaya çıktıklarında tüm G.Saray tribünlerinin alkışlamasıydı.

Ben G.Saray taraftarlarına inanıyorum. Pazar günü oynanacak fb maçında Özhan Başkan'ın vasiyetini yerine getireceklerdir.''

Akşam haber bülteninde böyle buyurdu paşazade. Saçmalama konusunda nirvanaya ulaştın tebrikler. Yavaş ol molla desinler! Ölen insanların üzerinden siyaset yapmayı ne çok seviyorsunuz be. Pazar akşamı seni yanıltacağımız için hiç de üzgün değiliz Birand. Sen önce bu vatan için birşeyler yap, üzerindeki -vatan haini- sıfatını bi sil. G.Saray taraftarı ne yapıp ne yapmayacağını senden öğrenecek değil.

28 Şubat 2010 Pazar

Efsane Kaptan (mış mış mış mış)

Camiamızda güzel icraatler yapılıyor. Hakkını verelim Adnan Polat ve ekibi tarihimizde görmediğimiz mali politika içerisindeler. Projeler de cabası.. Doğrunun yanında hata yapılmıyor mu? Elbette arada hatalar yok değil. Bu hatalardan en sonuncusu ve belki de Zafer Kalaycıoğlu tercihi kadar saçma bir tercih olan; Tugay Kerimoğlu! Altyapının başına geçirilmiş Tugay. Sırada kim var başkan? F.Akyel mi? Yoksa Sergen mi? Yoksa yoksa ''Küçük'' Hakan mı?

Nereye baksam, vay efendim efsane kaptan yuvasına döndü; vay efendim efsane Tugay altyapının başına geçti. Ağustos ayında yaptığı röportajı ne çabuk unuttunuz be insanoğlu? Yıllarca bu kulübe hizmet edip, geçen sezonun son maçı olan Sivas maçında yıllar sonra Kapalı'ya doğru koşarken hepimiz sevgi gösterilerinde bulunup, pankartlar açarken; bu ''Efsane'' dediğimiz zat-ı muhterem verdiği röportajda ''Galatasaraylıyım'' dememiştir, diyememiştir!

MARATON.COM.TR: Çok net bir şey sorabilir miyim o zaman, futbolu da bıraktığınıza göre, hangi takımlısınız?

TUGAY KERİMOĞLU: Ben en fazla bana saygıyı ve sevgiyi gösteren takımın taraftarıyım. Herhangi bir kulüpte yokum şu an.

MARATON.COM.TR: Daha net bir cevap alamaz mıyız?

TUGAY KERİMOĞLU: Daha bundan güzel net cevap olur mu?

MARATON.COM.TR: G.Saraylıyım diyemiyor musunuz?

TUGAY KERİMOĞLU: Ben G.Saraylıyım derim. Niye diyemiyim ki? Ben Beşiktaşlıyım da derim, Fenerliyim de derim.

Bu mu sizin efsaneniz? Bu mu sizin kaptanınız? Futbolu bırakmasının ardından gelebilecek teklifleri değerlendirme adına daha maçın başında golünü atan bu insan mı sizin -efsane kaptanınız-? İnsanoğlu ne balık hafızalı arkadaş. Madem bu adam efsane oluyor, ''yuvana hoşgeldin kaptan'' denilebiliyor, F.Akyel'e de kucak açalım! Sergen'e de kucak açalım! ''Küçük'' Hakan'a da kucak açalım! Hatta ve hatta utanması olmayanlar varsa bi 10 sene sonra e.b.'yi de sahiplensinler! Nasıl olsa onlar da ''profesyonel'' olarak bu formayı terlettiler!!

Dipnot: Bu röportajı Emre Utkucan gerçekleştirmişti Ağustos ayında. İnanmayanlar varsa da gitsin araştırsın ''profesyonel'' efsane kaptanını!!

25 Şubat 2010 Perşembe

Bastard Rocchi!!!!



Şu mübarek gecede milyonlarca insan tarafından ananın, bacının, yedi sülalenin hatır sormaları hoşuna gitti mi acaba? Siz ne bok yemeye 6 tane hakemsiniz ki sahada? Hele o çizgi hakemi ne bok yer o çizgide? Bugüne kadar hiç kimseye bu kadar ah etmedim, hele ki böylesi bir kandil gecesinde. Allah çoluğunuzu, çocuğunuzu görmeyi nasip etmesin. Gün yüzü görmeyin inşallah. Şerefsizler sürüsü. Allah belanızı versin.

19 Şubat 2010 Cuma

Haydi liliLiLLE LiLLE LiLLE




Maçtan önce;


Maçtan sonra;

10 Şubat 2010 Çarşamba

Kapak Koleksiyoncusu



Fenerbahçe televizyonunda “kırmızı” renkli tişört giyilmesini yasaklayan o.

Saracoğlu’nda Galatasaraylı sanatçıların şarkılarının çalınmasına izin vermeyen yine o...

Emre Belezoğlu’nun eski takımının adını anmasına bile sinirlenen tabii ki o...

Son günlerde Galatasaray’ı ağzından düşürmeyen, yaptığı transferleri diline dolayan da o.

Evet; Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’dan bahsediyorum.

Üşenmedim, akıllı transfer politikalarından dem vuran, Galatasaray’a ders vermeye kalkan Aziz Yıldırım’ın icraatlarını araştırdım.

Aziz Bey, 12 yıllık başkanlığına tam 12 hoca sığdırdı:

Geldiğinde Otto Bariç vardı; sözleşmesini yenilemedi.

Sırasıyla Joachim Löw, Rıdvan Dilmen, Zeman, Turhan Sofuoğlu, Mustafa Denizli, Werner Lorant, Oğuz Çetin, Tamer Güney, Christoph Daum, Arthur Zico, Luis Aragones ve yeniden Daum ile çalıştı.

Görüldüğü gibi teknik adamı belirlerken gayet planlı, sistematik, akıl dolu, stratejik bir yol izledi.

Futbolcu transferinde de mantık dolu, beceri isteyen, Fenerbahçe’ye yakışan icraatlara imza attı.

İşte, yıl yıl, Fenerbahçe’nin planlı, programlı, profesyonelce belirlenmiş transfer listesi:

1997-1998: Dimas, Taner Savut, Faruk Yiğit, Saffet Akbaş, Sabin Ilie.

1998-1999: John Lesiba Moshoeu, Metin Diyadin, Elvir Baljic, Viorel Moldovan, Murat Yakın, Ogün Temizkanoğlu, Abdullah Ercan, Sergen Yalçın, Benhur Babaoğlu.

1999-2000: Souleymane Oulare, Engin İpekoğlu, Alpay, Samuel Johnson, Yaw Preko.

2000-2001: Yusuf Şimşek, Serhat Akın, Celil Sağır, Recep Biler, Ali Güneş, Haim Revivo, Milan Rapaic, Kenneth Andersson, Zoran Mirkoviç, Nikola Lazetic.

2001-2002: Reinaldo Vicente Simao, Ali Akdeniz, Erman Yıldırım, Oktay Derelioğlu, Ümit Özat, Ceyhun Eriş, Hakan Bayraktar, Efe İnanç.

2002-2003: Miroslav Steviç, Volkan Demirel, Cem Karaca, İsmail Güldüren, Vladimir Bestchastnykh, Ariel Arnaldo Ortega, Tuncay Şanlı, Erhan Albayrak, Kemal Aslan, Washington, Fatih Akyel, Sergiy Rebrov, Semih Şentürk.

2003-2004: Mehmet Aurelio, Olcan Adın, Fabio Luciano, Ivajlo Petkov, Mahmut Hanefi, Selçuk Şahin, Mehmet Yozgatlı, Servet Çetin, Pierre van Hooijdonk, Stjepan Tomas, Marcio Nobre, Robert Enke.

2004-2005: Murat Hacıoğlu, Fabiano, Nicolás Anelka, Alex, Serkan Balcı, Önder Turacı, Gürhan Gürsoy, Deniz Barış.

2005-2006: Serdar Kulbilge, Stephen Appiah, Zafer Biryol, Can Arat, Kerim Zengin.

2006-2007: Tümer Metin, Rüştü Reçber, Uğur Boral, Diego Lugano, Mateja Kezman, Edu Dracena, Deivid, Matheus Parana, Onur Tuncer.

2007-2008: Roberto Carlos, İlhan Parlak, Yasin Çakmak, Ali Bilgin, Colin Kazim-Richards, Vederson, Gökhan Gönül, Maldonado.

2008-2009: Burak Yılmaz, Gökhan Emreciksin, Emre Belözoğlu, Daniel Güiza, Abdülkadir Kayalı, Josico.

2009-2010: Gökhan Ünal, Bekir İrtegün, Mehmet Topuz, Cristian Baroni, Andre Santos, Özer Hurmacı, Fábio Bilica.

Tam 105 futbolcu.

Bu kadar çok hoca, bu kadar çok futbolcu, bu kadar çok plan, bu kadar çok proje, bu kadar çok yıl, bu kadar çok akıl ile elde edilen başarı ne kadar?

İşte, Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe Başkanlığı döneminin dökümü:

Galatasaray 6 şampiyonluk.

Fenerbahçe 4 şampiyonluk.

Beşiktaş 2 şampiyonluk.

Ve bir de Fenerbahçe’nin bitmek bilmeyen Türkiye Kupası hasreti.

Aziz Yıldırım’a göre, bu tablonun tek sorumlusu hakemler.

Vallahi tebrikler…

+++

Bizim sektörde “Başkan’ın özel kalemi” olarak adlandırılan arkadaş, geçen gün gazetesinde Aziz Yıldırım’ı aşağıdaki şu cümlelerle tanımlıyordu:

“O bir lider... Türk futbolunun en güçlü ismi... O, projeleri, söylemleri ile Türk futboluna yön veren, değer katan başkan... O, kimsenin konuşmadığını konuşan, duruşu ve cesur yüreği ile örnek alınan kişi...”

Değerli meslektaşıma buradan acil şifalar diliyorum.

Tedavi için, günde 3 kere, tok karnına, bu yazıda yer alan listeyi okumasını öneriyorum.


İskender Baydar

9 Şubat 2010 Salı

Gel Yalçın Gel...



Seveceğiz seniiiiii
Kaplanın ceylanı sevdiği gibiiiiiii

Kayseri'nin Modern Futbolu



Son günlerde çeneleri düşen, ağızlarından pis salyalarını akıtarak Galatasaray ismini zikrederek gündemden düşmemek isteyen Kayseri Belediye Başkanı! Özhaseki ve hurmacıların süleymana kapak olsun bu görüntü. Hani kendileri hakem hatası olmasa Galatasaray'a futbol dersi verirlermiş ya, sezonun ilk yarısında oynadığımız maçta çok güzel verdiniz o dersi. Buyrun siz de izleyin aldığımız futbol dersini..

17 Ocak 2010 Pazar

Asıl Hain Kim Bunu İnsanlara Soralım!



Son zamanlarda dünyanın güzide spor basınlarından olan basınımızda bir Galatasaray’a saldırma aldı başını gidiyor. Yaptıkları yalan haberleri yalanlamaktan Galatasaray resmi sitesinde normal haber okuyamaz olmuş durumdayız. Bütün bu işkenceler yetmiyormuş gibi bir de artık çok bohem eski futbolcu parçası yazarlarımıza futbolcu beğendiremiyoruz. Bu bohem amcalar (ya da amca mı desem?) sahada yerden yere vurmayı bıraktı artık futbolcularımızın karekterine ait yorumlarda yapmaya başladı, nereye nasıl ne şekilde geldiğini unutup, aslında kutsal olduğunu düşündüğümüz tüm değerleri çiğneyerek bunu yaptı..

Bu futbolcumuzun adı Hakan Ünsal.. Kendisi 1973 Sinop doğumludur. Futbol dünyamıza Karabükspor'da yaptığı çıkışla girmiştir. Henüz 21 yaşında iken 1994 yılında Galatasaray’a transfer olmuş fakat 2 koca sezon boyunca orta yapmayı bir türlü öğrenememiştir. 2 sene yatıp yuvarlanan bu şahısa, bir gün kalk git denmemiştir, parasının tek bir kuruşu bile kalmamıştır. 1996’da Fatih Hoca’nın gelişi ve yontulması gereken bir futbolcu olmasına karar vermesi üzerine bazı gelişmeler göstermiştir. Herkes idmanda düz koşu yaparken bu futbolcu durmadan binlerce orta yapmıştır idmanlarda sadece. En sonunda biraz olsun orta yapmayı öğrenince ilk onbire girmeye başlamış, kendisini göstermiştir. Galatasaray formasını terlettiği süre içerisinde bunun karşılığını para olarak, dünyada tanınarak fazlası ile almıştır. Bunların getirisi olarak 2002 yılında O’na tamda ihtiyacımız olan bir sezonda biranda bizi bırakıp iİgiltere’nin yolunu tutmuştur. Kendisi yazılarında yazdığı gibi çok fedakar olduğundan yeni yapılanan takımın yapı taşı olacağı bir zamanda bizim yerimize İngiliz ekibinin vereceği paraları düşünmüştür. Çünkü o yıllarda kulübün yıllardır biriken borçları yüzünden bir sıkışıklık içinde olduğunu hepiniz hatırlarsınız. Neyse bizi bırakıp giden bu arkadaş orada formanın pahalı olduğunu görünce kendisini hoca olarak bugünlere getiren Fatih Hoca’yı aramış, -ne olur beni kurtarın- demiştir. Fatih Hoca’nın isteği üzerine Galatasaray’lı futbolcusunu -sözde- düşünmeyen yöneticiler gidip tekrar transfer etmiştir bu futbolcuyu.. Hakan Ünsanl’ın dönüşünde ettiği teşekkür ise çok manidardır.

Hakan Ünsal- Buraya Fatih Hoca ile çalışmaya geldim. Çok mutluyum..

Bu laf o aralar aramızda tartışma konusu olmuş bir laftır. Çünkü buraya gelen futbolcu arma için forma için gelmelidir öncelikle. Hocanın kim olduğu sadece faktörlerden biridir. Şuanda hain diye yazdığı O’na göre yabancı bize göre bu armanın askerleri hiç bilmedikleri bir lige ve ülkeye giderken bile -çok mutluyum çünkü Galatasaray, Avrupa’nın en büyük takımlarından biri- diye gelmişlerdir. Bu görüşlerinden asla şaşmamışlardır, kendi ülke basınında olsun, Avrupa’nın değişik haber kanalları olsun verdikleri demeçte hep Galatasaray olgusunu öne çıkarmıştır. Galatasaray’ın büyük bir aile olduğundan bahsetmiştir. Hatta o hainler 90+ dakikada oyuna girmesine rağmen onu oyuna sokan teknik direktör bu takımın efsane bir futbolcusu olduğu için, takımın teknik direktörü olduğu için onu övmüş, -hocam ne zaman görev verirse bu forma için oynarım- demiştir. Benzer bir olay bu eski futbolcunun başına gelse düşünmek bile istemiyorum..

2005 yılında futbolu Rize’de bırakan bu arkadaş sonradan Lig tv, daha sonra da NTVspor’da yorumculuk yapmıştır. Nedense buradaki yorumlarında devamlı olarak onu bugünlere getiren Galatasaray değil de boğazın karşı yakasındaki takım gibi yorumlar yapmıştır. Anlaşılmaz bir saldırganlığın son hamlesi ise, yıllarca O’na bu paraları veren O’nu bugünlere getiren camiaya akıl almaz şekilde galiz laflar söyleyen bir insan bozuntusunun genel koordinatörlüğünü yaptığı spor servisinde, spor yazarı olarak görev yapmasıdır. Bunu yaparken içinde yıllardır beslediği kıskançlığı yazılarına dökmeye devam etmektedir.

Bu çok namuslu eski futbolcu parçası oysa geçirdiği iki kritik diz ameliyatından sonra bu kulübün kendisine nasıl sahip çıktığını nasıl unutabilir. Üstelik kariyerinin sonuna gelmiş bir futbolcu için yapılmıştır bu davranış. Şuan yazılarında hizmet ettiği camia ise yabancı kontenjanını doldurmasın diye kendisinin üst üste iki kez geçirdiği sakatlıktan sonra futbolcuyu kendi ülkesine paketlemiştir. Ve her nedense bugün Galatasaray ile dünyanın sayılı yıldızları anılırken o takım ile bu isimleri yan yana bile gelmemektedir. Çünkü bu söz konusu takımdan bir tane mutlu ayrılan yabancı yoktur son zamanlarda.

Neyse yazıyı çok uzatmanın anlamı yok ama bu eski futbolcu parçası şunu unutmamalıdır. Herkes yazı yazabilir ama herkes vizyonu kadar görüş bildirebilir ve bu görüşler insanlar tarafından bu vizyonlar içerisinde değer görür..

Ve it ürüse bile bu kervan yürür…

ultrAslan gogociga

15 Ocak 2010 Cuma

Semih'e de böyle........................



Boğazın karşı tarafının takımının gol atınca sus yapmayı seven golcüsüydü.. Her girdiği ortamda tavırları ile bence gelmiş geçmiş en antipatik futbolcu idi belki de.. Ama güvendiği dağlara kar yağınca ne olduğunu bilemez bir durumda. Sözde nöbetçi golcü şuan sene sonunda -ne yapsam da kurtulsam, bunlar benim futbol hayatımı bitirmek üzere- diye ağlıyor..

Onunla ilgili böyle bir yazı yazmama gelince. Çok değil bir sene önce idi. Bebek'te bir mekanda milli takımdan arkadaş olan Hakan Balta, Semih, Ahmet Bulut (menajerleri) ve eşleri beraber takılıyorlardı.. Hakan'ı görünce (Hakan çoğunuza göre soğuk bir adam gelebilir ama efendi biridir) ben daha hamle yapmadan selamlaştık.. 'Ben futbolcuyum şuyum buyum' edası yoktu, zaten hiçbir zaman da olmadı kendisinde. Bu arada ne Semih'in suratına baktım, ne de zamanında Okan'ı, Hakan'ı ayartan menajer Ahmet Bulut'a.. Kendi arkadaşlarımın oturduğu masaya geçtim..

Bu arada ortamda GS'lilerin olmasından mıdır nedir Semih başladı laf sokmaya.. Geçen konuşmalar aynen şöyleydi..

Semih- Sene başında niye hemen imza attın Hakan?
A.Bulut- Ben çok dedim ona ama başkan imzala demiş o da anlaşmayı yapmış.
H.Balta- Ben başkanı çok seviyorum ve güveniyorum.. Kendisi sözleşme önerdi, yurt dışından teklif gelirse de kolaylık yapıcağını söyleyince imzaladım, ben mutluyum..
Semih- Oğlum anlamıyorum seni. Ne güzel bize gelseydin. Bak Acarlar sitesinde süper lüks villa hazır, istediğin kadar açıktan para ve zamanında paranı alırdın bizde.. Kafan rahat olurdu..
H.Balta- Ben bana güvenen insanlara ihanet edemem.. Başkan dedi bende anlaştım mutluyum...
Semih- (aklınca şaka yapıyor) Hem stad gibi stad da maç yapardın bize gelince hahahahaha

Hakan cevap bile vermedi ve konuyu başka tarafa çevirdi.. Bu arada istemeden duyuyordum bütün bunları.. Yumruğumu sıkıyordum yanımda olan bayan arkadaşlarımdan biri kulağıma -yakışmaz bize yanlarında eşleri var, hem bak Hakan gerekeni söyledi lütfen bir tatsızlık olmasın- dedi.. Ama Semih'in Hakan'a her laf sokuşundan sonra bizim masaya bakışı o kadar tahrik edici idi ki anlatamam sizlere...

Zaten belli bir şeyden sonra kalktılar gittiler...

O gün Semih için herşey güzeldi.. Makaraya almıştı.. Ama o güvendiği dağlara kar yağdı. Bugün gerçekleşen Gökhan Ünal transferi Semih'e yapılmış bir hakarettir.
-Seni önemsemiyoruz yürü yoluna- demektir.
-Senin kariyerini yedek klübesinde bitirdik, işimiz olmaz senle- demektir.

Allah'ın sopası yok diye sanırım buna diyorlar...

ultrAslan gogociga

6 Ağustos 2009 Perşembe

Profesyonel Çocuk!



MARATON.COM.TR: Çok net bir şey sorabilir miyim o zaman, futbolu da bıraktığınıza göre, hangi takımılısınız?

TUGAY KERİMOĞLU: Ben en fazla bana saygıyı ve sevgiyi gösteren takımın taraftarıyım. Herhangi bir kulüpte yokum şu an.

MARATON.COM.TR: Daha net bir cevap alamaz mıyız?

TUGAY KERİMOĞLU: Daha bundan güzel net cevap olur mu?

MARATON.COM.TR: G.Saraylıyım diyemiyor musunuz?

TUGAY KERİMOĞLU: Ben G.Saraylıyım derim. Niye diyemiyim ki? Ben Beşiktaşlıyım da derim, Fenerliyim de derim.


Hay sizin profesyonelliğinize be! Yazıklar olsun. Seni kendimizden birisi sandığımız günlere yazıklar olsun. Sen ve senin gibi para uğruna renk değiştirenleri gördükçe midem bulanıyor. Allah sizi nasıl biliyorsa öyle yapsın. Karşı yakanın formasını giymiş Tanju Çolak bile sizlerden daha onurlu ki; Galatasaray'lıyım diyebiliyor, formasını giyip Sami Yen'e maça gelebiliyor.

Metin Oktay..
Gelmiyor senin gibisi..
Kendi adıma özür diliyorum;
Bu ve bunun gibi profesyonelleri(!) sana benzettiğimiz için..